21 Ekim 2013 Pazartesi

Bir hafta sonu tiyatro ekinliği: Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Kurban bayramı dolayısıyla bir hayli uzun tatili sebepler dahilinde İstanbul'da geçirmeye karar verdim. Yağmurda yağınca keyifli ev meşguliyetleri ile zamanımın büyük kısmını değerlendirdim. Bayram dolayısı ile İstanbul stresten biraz arınmış iken bize hafta sonu etkinliği için tiyatroya karar kıldık. Haziran'da açık havada izlemeye niyetlendiğimiz İBBŞT'da sahnelenen 'Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım' oyununu Gezi Parkı direnişinden dolayı iptal ettik. Haldun Taner'in yazdığı 31 Mart olayı ile başlayan 1960 yılının ortalarına kadar devam eden süreçte ülkemizin siyasi ve iktisadi çalkantıları ironik bir anlatımla Efruz ve Vicdani karakterleri aracılığıyla gözler önüne serilmiş. Oyun 2 saat 50 dk sürdü. Bu kadar uzun olmasına rağmen hiç sıkılmadan izlediğim harika bir oyundu. Vicdani rolünde Uğur Dilbaz Efruz rolünde Can Ertuğrul çok iyi oyunculuk sergiliyor. Oyunun sonunda en çok alkışı Vicdani aldı. Bir an hepimizin aslında Vicdani (mi?) olduğunu (!) düşünmeden edemedim. Ellerine sağlık her ikisi de çok iyi oyunculuk sergiledi.

Oyunun dekor tasarımında büyük bir gramofon ve ortada dönen platform ile plak fikri oluşturulmuş. Oyunun karşımıza çıkan 'Plak olmayın' vurgusundan yola çıkılarak tasarlanmış bir dekor. Plak aslında bir dönemi bir hayatı yansıyor. Karakolda memurun masasına gizlenen bir darbuka mı vardı yoksa müzikal ekibin bir katkısı mıydı anlayamadım. Ama çok iyi düşünülmüş güzel ironi yapılmış geçişleri çok beğendim.

Etfal Gülbudak'ın sarhoşu oynadığı sahneyi çok başarılı buldum ve söylediği şarkı 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' bu gününe gönderme yapıyor.

Verdiği mesaj bu günde kayda değer: 'Gözlerini açmazsan eğer, bu oyun hiç bitmeyecek'.

Vicdani:"burası Bakırköy’de bir hastane,

ben 399 no’lu hasta
teşhis:plak kompleksi
marka: sahibinin sesi
bir iğne görmez miyim
fırıl fırıl dönerim
yolunuz buraya düşerse
bana plak fırçası getirin
kristal iğne getirin
ben insanları çok severdim
çok severim
ne var ki sevdiğim kadar
sevilmedim.
çok saftım bir zamanlar
inandım kandırıldım.
vatanıma, karıma, vazifeme
amirlerime dostlarıma
köpek gibi sadıktım
belki bundan ötürü
köpek yerine sayıldım.
yetmişime bir yaş kala
teşhisimi koydular.
tam uyanacaktım.
bütün saçma şarkıyı
bir baştan sona çizip
kendi şarkıma başlayacaktım.
müsaade etmediler.
bana deli dediler.
ben şimdi geceleri
bütün şehir uyurken
gözümü hiç kırpmıyorum
tıpkı
koza ören ipek böceği gibi
mırıl mırıl
yeni bir plak
dolduruyorum
sır
sizinle benim aramda
aman doktor duymasın
bu seferki plağın adı
sahibinin sesi değil:
vicdani’nin öz sesi
bütün dünyaya karşı
yüzyıllarca kandırılmış
ezilmiş
okkanın altına gitmiş
küçük adamların uyanış marşı

*****
yalın, güçlü, imanlı:
ey benim kardeşlerim
ibret olsun hayatım
açın ne olur gözünüzü,
sakın siz de benim gibi
safçasına
plak olmayın
gözlerimizi açalım
gerekeni yapalım
gözlerimizi açalım gerekeni yapalım.
sakın plak olmayın
sakın plak olmayın
sakın plak olmayın."

Haldun Taner,

Gidilmeye ve izlenmeye değer bir oyun çıkmış ortaya. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık.

21.10.2013

Ümraniye, İstanbul,

SU